Türk kelimesini okuduğumuz anda, beynimiz bizi hangi düşüncelere sevk ediyor? Tatmin olmak, pürüzlü düşünce yollarında seyahat etmek için hangi soruları soruyoruz? İşte bu nokta da ben kendime bir soru sordum. “Atalarımız neden fetihçi bir toplumdu?”

Herkesçe bilindiği üzere atalarımızın anayurdu Orta Asya dediğimiz coğrafyadır. Bu coğrafyanın iklimi karasal, bitki örtüsü ise bozkırdır. Bozkırda yaşam sürdürmek için kışları yazlak denilen ovalara, yazları ise yaylak denilen yüksek platolara çıkılırdı. Senede iki defa düzen değiştirmek manasına gelen bu yaşam tarzı yerleşik hayata olanak sağlamıyordu. Bu şartlara, verimli araziler için sürekli mücadele etmek ve dört bir yanın düşman ile çevrili olması da eklenince, sürekli savaşmak, savaşa hazır olmak gerekiyordu. Velhasıl ordu millet olmak gerekiyordu. İşte bu sebeplerle atlarının kuyruklarını bağlamışlar ve yeni yerler fethetmeyi bir gereksinim haline getirmişlerdir. Bu gereksinim ilerleyen zamanlarda kültüre öylesine yerleşmiştir ki; Türk Kağanları Gök Tanrı’dan aldıkları kutları fetih yapmak, fetihleri arttırmak için kullanmışlardır. Kültürün getirdiği bu gereksinim atalarımızın İslamiyet ile tanışmaları, İslamiyet’ teki cihat ve gaza unsurlarıyla karşılaşmalarıyla birlikte fetihlere yeni bir amaç da getirmiştir. Allah adını, Allah dinini yaymak, İslamiyet’le tanışmayan toplulukların kalelerine İslam bayrağını dikmek şeklinde devam etmiştir. İslamiyet’le tanışmak fetihleri, savunmaları Allah için yapmak anlamı taşımaya başlamıştır. İşte bu yüzdendir Fatih’ in “Ya ben İstanbul’u alacağım, ya İstanbul beni” sözünü söylemesi. Bu sebepledir Medine’yi çekirge yiyerek müdafaa eden, Fahrettin Paşa’nın çektiği ıstıraplar.

Sözün kısası bize bu günleri armağan edenler fetihleri bir amaç, bir hedefe ulaşmak için yapmışlardır. Bu hedef Oğuz Kağan ile Dünya hâkimiyeti olurken, Fatih Sultan Mehmed ile İstanbul ile sembolleştirilerek dünya olmuştur.

Şüphesiz, Biz sana apaçık bir fetih verdik. Fetih (Fethetmek) Suresi 1

Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Allah azizdir, hakîmdir. Fetih (Fethetmek) Suresi 7

Eğer fetih istiyor idiyseniz (ey kâfirler,) işte size fetih; ama eğer (inkârdan ve eski yaptıklarınızdan) vazgeçerseniz bu sizin için daha hayırlıdır. Yok, geri dönerseniz biz de döneriz. Topluluğunuz çok da olsa, size bir şey sağlayamaz. Çünkü Allah müminlerle beraberdir. Enfal (Ganimetler) Suresi 19

Not: İslam’da haksız yere bir ülkeye saldırmak, orada bozgunculuk yapmak yoktur. Osmanlı’da böyle yapmamıştır. Fethettiği yerlere hep özgürlükler getirmiştir. Ayırım gözetmemiştir. Fitne çıkartan, dine zarar veren, sana saldırana saldırmak konusunda Kuran, sende aynı şekilde saldır diyor. Savaş isteyenle savaşılır, sana karşı saldırı yapana karşı saldırılır ama sömürmek için asla saldırı yapılmaz. Bu konuya Kuran gerekli cevabı veriyor.

Haksızlığa uğradıklarında kendilerini savunurlar. Şura (Danışma) Suresi 39

Kötülüğün cezası, benzeri bir kötülüktür; ancak kim affeder ve erdemli davranırsa Allah tarafından ödüllendirilir. O, zalimleri sevmez. Şura (Danışma) Suresi 40

Haksızlığa uğradıktan sonra hakları için direnenler kınanmazlar, cezalandırılmazlar. Şura (Danışma) Suresi 41

Ancak, halka zulmedenlere ve yeryüzünde haksız yere saldıranlara karşı durulmalıdır. Onlara acı bir azap vardır. . Şura (Danışma) Suresi 42

Birol Duran

Reklamlar