Son zamanlarda pek çoğumuzun bir şekilde duyduğu trajikomik bir olay gerçekleşti.  Umreye giden bir Türk kafile, imamlarının tavsiyesi üzerine hadislerde geçiyor diye  deve sütü ve idrarı  içti.  Bundan zehirlenen iki Türk, hastaneye kaldırıldı.

“Umrecilerden bazıları ülkeye döndüklerinde yüksek ateş, kanama diatezi ve karaciğer enzimlerinde saptanan yükselmeler nedeniyle sağlık merkezlerine başvurdu. Sütün sağılması sırasında, devede bulunan Suudi Arabistan kökenli, insanlarda ciddi hastalıklara yol açabileceği belirtilen ”alk humra” virüsünün umrecilere bulaştığından endişe ediliyor.”

http://www.ensonhaber.com/umrede-deve-idrari-icen-iki-turk-hastanelik-oldu-2012-04-19.html

Böyle bir hadis olması gündemi karıştırınca, Diyanet İşleri Bakanlığından bazı kişilerden açıklama geldi;

http://www.haberturk.com/etiket/diyanet_i%C5%9Fleri_bas%C4%B1n_halkla_ili%C5%9Fkiler_m%C3%BC%C5%9Favirli%C4%9Fi

DİYANET İşleri Basın Halkla İlişkiler Müşavirliği yetkilileri, birçok hastalığa iyi geldiği yolunda hadis bulunduğu gerekçesiyle, umrede deve sütü ve idrarı içen iki kişinin, Türkiye dönüşlerinde rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldığı iddiasıyla ilgili olarak, Deve idrarının birçok hastalığa iyi geldiğine dair ne bir hadis, ne de başka bir dini bilgi yoktur. Böyle bir şey olmuşsa da o hadisten değil cehalettendir” dedi.”

http://www.haberturk.com/polemik/haber/735564-diyanetten-deve-idrari-aciklamasi

PEKİ, BÖYLE BİR HADİS VAR MI?

Var, hem de en geçerli ve güvenilir kabul edilen BUHARİ’de geçmektedir.  Öyle ki, ne zaman Buhari  hadis kitabında da Peygamberin söylemediği, yapmadığı pek çok uydurma ve iftira girmiştir dediğimizde, dine sarıldıklarını zannedenlerden kutsal kitap gibi kabul edilen Buhari’yi okumadan, anlamadan körü körüne savunabilmektedirler.

66. Develerin, Binek Hayvanlarının, Davar­ların İdrarlarının Hükmü, Bu Hayvanların Ağıllarında Namaz Kılmak

Ebû Musa, yanında açık alan bulunduğu halde posta hayvanlarının ağılında ve hayvan pisliği bulunan yerde namaz kıldı ve “Burası ile şurası aynıdır” dedi.

233- Enes şöyle demiştir:

Ukl (veya Ureyne) kabilelerinden bazı kimseler Medine’ye geldiler. Medine’­nin (havası onlara iyi gelmediğinden) karınları ağrıdı. Bunun üzerine Hz. Pey­gamber onlara, yeni yavrulamış develerin süt ve İdrarlarından İçmelerini tavsiye etti. Onlar da (zekat) develerinin bulunduğu yere giderek Hz. Peygamber’in saibüâhu emrini aynen yaptılar, zamanla iyileştiler. İyileş­tikten sonra, Hz. Peygamber’in bu hayvanlara bakan görevli çobanını öldürerek ümmetin beytü’I-malına ait zekat develerini alıp kaçtılar. Hz. Peygamber bu haber gündüzün hemen ilk saatlerinde kendi­sine ulaşınca onları takip etmek üzere adam gönderdi. Bu kişiler güneş yükse­lince, adamları yakalayıp getirdiler. Hz. Peygamber el ve ayak­larının kesilmesini emretti. Bunların gözlerine mil çekildi. “Harre” denilen sıcak yere atıldılar, su istemelerine rağmen kendilerine su verilmedi.

Ebû Kılabe şöyle demiştir: Bunlar hırsızlık yaptılar, adam öldürdüler, iman ettikten sonra inkar ettiler, Allah ve Resûlü’ne karşı harp ilan ettiler.[86]

Kütübi Sitte denilen 6 hadis kitabındaki benzer rivayetler için;

BUHARİ, Muharibin 16, 17,18;   Diyat 22, Vudu 66, Zekat 68;   Cihad 152, Megazi 36, Tefsir Maide 5, Tıbb 5,6,29

MÜSLİM, Kasame 9, (1671) TİRMİZİ, Taharet 55, (72), Etime,  38 (1846) EBU DAVUD; Hudud 3 (4364-4371)   NESAİ, Tahrimuddem 7(7- 93-98) İBN MACE , Hudur 20, (2578)

“Bu hadis gerçek değil, uydurmadır, cehalettendir” açıklamasını gerçekten diyanet mi yaptı bilinmez ama teravih namazı konusunda veya bir sürü konuda açıklama yapan diyanet, bu konuda da olayları açıklayacak ve insanları bilinçlendirecek bir açıklama yapmalıdır.

Bu açıklamayı yaparken de, kör maymunları oynamamalı ve halkı salak yerine koymamalıdır. Açıktır ki Buhari başta olmak üzere hadis kitaplarında bunlar vardır. Açıktır ki, internet ortamı istenen kitap ve hadis numalarına erişme imkanı sunmaktadır. Ortada bir cehalet vardır evet ama bu okunmamış bir cehalet değil, bizzat kutsanmış ve hatasız kabul edilen bir hadis  kitabının okunarak edinilmiş bir cehalettir.

Ayrıca,  nasıl bir doktor bir yanlış tedavi yaptığında ve bu cana bir zarar verdiğinde dava açılabiliyorsa buradaki durumda da dava açılmalıdır. O kandırılan ve psikolojik korkutulan kişiler açmayacaktır büyük ihtimalle ama halktan bu sorumsuzluk ve yalanın hesabı sorulmalıdır.  En büyük sömürü din sömürüsüdür sözü bir kez daha kanıtlanmış oluyor bu olayla. İnsanlar akıllarını, bilimi bir kenara atıyor ve canlarını bir yalan uğruna tehlikeye atıyorlar.

Bu sadece görünen yüzüdür. Bir de onlarca ölümle sonuçlanmayacak ama insana hayatı zehir eden, zorlayan ve sömüren Peygambere atfedilen uydurma hadisler de maalesef insanlara hala aktarılıyor.

Diyanet acil açıklama yapmalıdır. Bu açıklamada, Buharide de olsa bu türden yalan rivayetlerin Peygamber tarafından söylenmediğini, bu hadislerin içerisindekilerin doğruluğunun denetlenmesi gerektiğini ve bu kitapların Kuran gibi kutsal ve her yazanın uygulandığı bir kitap olarak görülmemesi gerektiğini açıklamalılar.

Ayrıca bu kadar da değil.  Bu kitaplarda yazan bilimle, akılla ve Kuranla çelişen hadisler ve Peygambere ve eşlerine hakarete varan hadisleri insanlara haber verip, bunlara uymamaları gerektiklerini bildirmedir.

Petek FURKAN

Reklamlar